27 Şubat 2026 Cuma
DOLAR 43.98 ₺
EURO 51.94 ₺
STERLIN 59.38 ₺
G.ALTIN 7,327.76 ₺
BİLEZİK 6,746.45 ₺
BTC 67,536.22 $
ETH 2,030.84 $
BİST 0.00

    SERKAN TİYANŞAN

    SERKAN TİYANŞAN

    KIYIYA VURAN HAKİKAT

    Yayınlama: 26 Şubat 2026 Perşembe 01:40

    Haber Resmi

    FOÇAGÜNDEM - Bazı sözler meydanlarda söylenmez; vicdanda başlar. Çünkü gerçek adalet, kalabalığın coşkusundan değil, insanın kendi içindeki hesaplaşmadan doğar. Bir sahil kasabasının kaderi de böyle yazılır: alkışla değil, omurgayla.

    Foça binlerce yıldır aynı rüzgârı soluyor.

    Antik çağda Phokaia adıyla denize açılanların cesareti, bugün hâlâ kıyıdaki taşlarda yankılanır.

    Bu topraklar büyüklükle değil, dirayetle ayakta kaldı.

    İmparatorlukların gölgesinde ezilmedi; dalgaların ritmine uyum sağladı.

    Çünkü burada yaşam, güç gösterisiyle değil, ölçüyle sürdürüldü.

    Bir kasabada adalet soyut bir kavram değildir.

    Çarşıdan geçerken hissedilir, kahvede bakışlarda okunur, limanda sabahın ilk ışığında anlaşılır. Küçük yerlerde güven, yazılı metinlerden daha güçlüdür. Eğer güven incinirse, taş evler yerinde dursa bile yapı çökmeye başlar.

    Çünkü kasabayı ayakta tutan duvar değil, itibardır. Bu kıyıda en büyük servet deniz değildir; gelecek duygusudur.

    Eğer yarının payı bugünden eksiltilirse, kayıp yalnızca maddi olmaz.

    Bir çocuğun umudu, bir gencin kalma arzusu, bir esnafın yarına dair cesareti de azalır. İşte o zaman çürüme görünmez biçimde başlar. Gürültü yoktur, kriz yoktur; sadece yavaş bir erime.

    Foça’nın tarihi bize şunu öğretir: Dayanıklılık, dışarıdan gelen fırtınalara karşı değil; içerideki gevşemeye karşı gösterilir.

    Bir kasaba dış saldırıyla yıkılmaz; kendi değerini ihmal ettiğinde zayıflar.

    Güç kişisel çıkarla özdeşleştiğinde, saygınlık erir.

    Saygınlık eridiğinde, en güçlü yapı bile boşlukta kalır.

    Adalet burada bağırarak kurulmaz. Sükûnetle, kararlılıkla ve sınır bilinciyle kurulur. Kimsenin adı geçmeden, kimseyi hedef göstermeden de güçlü bir düzen inşa edilebilir. Çünkü mesele kişiler değil; zihniyettir. Eğer zihniyet emaneti geçici bir yetki olarak görürse, düzen kalıcı olur. Eğer mülkiyet sanırsa, çatlak başlar. Foça’nın asıl büyüklüğü nüfusunda değil, hafızasındadır. Bu hafıza yalnızca arkeolojik kalıntılarda değil; denize bakışta, rüzgârın yönünü okuyan gözde, toprağa saygı duyan elde saklıdır. Küçük yerler büyük sınavlar verir. Çünkü saklanacak yer yoktur. Yapılan her tercih, ortak yaşamın dokusuna doğrudan işler.

    Bir sahil kasabasının geleceği, betonun yüksekliğiyle değil; karakterin derinliğiyle ölçülür.

    Deniz taşabilir, ekonomi dalgalanabilir, mevsimler değişebilir.

    Ama karakter korunursa kasaba ayakta kalır.

    Karakter zayıflarsa, en parlak dönem bile geçici bir parantez olur.

    Foça bugün bir eşikte duruyor.

    Geçmişin ağırlığı ile geleceğin tasarımı arasında.

    Bu eşikte verilecek karar, yalnızca bugünü değil, henüz doğmamış olanı da bağlar.

    Çünkü kıyıda alınan her karar, dalga gibi ilerler; görünmez ama etkili.

    Bir kasabada adalet talebi bir isyan değil; bir uyanıştır.

    Kırmadan, dökmeden, hukukun çizdiği sınırlar içinde ama tavizsiz bir bilinçle.

    Çünkü hakikat, öfkenin yükseldiği yerde değil; sorumluluğun ağırlaştığı yerde güçlenir.

    Foça’nın kaderi büyük sözlerde değil, küçük ama doğru tercihlerde saklı.

    Eğer bu kıyı, binlerce yıllık hafızasına sadık kalırsa, geleceğini de inşa eder.

    Eğer unutursa, tarih sadece taşta kalır; hayatta değil.

    Ve sonunda geriye tek şey kalır: Bir kasaba, hakkı koruduğu kadar yaşar. Hafızasına sahip çıktığı kadar büyür. Vicdanını diri tuttuğu kadar güçlüdür. Foça’nın rüzgârı hâlâ esiyor. Mesele, o rüzgârın yönünü doğru okuyabilmekte.

     

    SERKAN TİYANŞAN  I  26.02.2026