27 Şubat 2026 Cuma
DOLAR 43.97 ₺
EURO 51.98 ₺
STERLIN 59.38 ₺
G.ALTIN 7,339.92 ₺
BİLEZİK 6,746.45 ₺
BTC 67,544.36 $
ETH 2,031.08 $
BİST 0.00

    SERKAN TİYANŞAN

    SERKAN TİYANŞAN

    FOÇA : BİR KIYININ DEĞİL BİR BİLİNCİN ÇÖKÜŞÜ

    Yayınlama: 20 Şubat 2026 Cuma 10:05

    Haber Resmi

    FOÇAGÜNDEM - Foça denize bakarak yaşar.

    Ama denize bakmak, ufku görmek demek değildir.

    Otuz yedi yıl…

    Bu bir yönetim süresi değil, bir zihinsel iklimdir.

    Bir kasabanın kaderi, sandıktan çok hafızasında yazılır.

    Eğer hafıza konforu seçerse, gelecek cesareti seçemez.

    Bir yer düşün. Altyapısı yorgun. Üstyapısı yamalı. Ekolojisi incinmiş. Borcu büyüyen. Ve her seçim döneminde aynı cümlelerle avutulan.

    Bu, teknik bir problem değil. Bu, bilinç problemidir.

    Toplumlar çoğu zaman kötü yönetimden değil, alışkanlıktan beslenir. Tanıdık olan, başarısız olsa bile güven verir. İnsan zihni belirsizliği tehdit olarak algılar. O yüzden değişim, çoğu yerde liyakatten değil korkudan kaybeder. Foça’nın meselesi de burada düğümleniyor. Deniz kirlenirken, rüzgârın yönü değişirken, gençler göç ederken, borçlar katlanırken; şehir bir yavaş çöküşe alıştı.

    Çöküşün en tehlikeli hâli budur: Normalleşmiş olanı. Borç sadece rakam değildir. Borç, geleceğin omzuna konmuş görünmez bir eldir.

    Bugün alınan her karar, doğmamış bir çocuğun hayat alanını daraltabilir.

    Ve şimdi doğal gaz vaadi…

    Enerji hattı döşemek teknik bir hamledir.

    Fakat omurgası zayıflamış bir kentte vitrin yatırımı, yapısal dönüşüm değildir.

    Eğer plan bütüncül değilse, altyapı güçlendirilmeden yeni sistem eklemek, zaten yorulmuş bir organizmaya kozmetik müdahale yapmaktır. Izmir çevresindeki ekonomik dinamizmle bir sıçrama potansiyeline sahip.

    Foça coğrafi olarak avantajlı, tarihsel olarak güçlü, kültürel olarak derin. Ama potansiyel, vizyon olmadan atıl kalır. Vizyon ise slogandan değil; hesap verebilirlikten doğar.

    Asıl mesele siyaset değil. Yönetim ahlakıdır.

    Bir kent, yöneticisinin aynası değildir sadece; halkının da aynasıdır.

    Eğer hesap sorulmazsa, hesap verme kültürü doğmaz. Eğer alternatif üretilmezse, mevcut düzen kalıcılaşır.

    İdeoloji burada bir perde işlevi görür.

    İnsanlar hizmet kalitesini değil, kimlik aidiyetini savunmaya başlar.

    Böylece kent yavaş yavaş fonksiyon kaybederken, tartışmalar semboller üzerinden yürür.

    Bu bir Foça hikâyesi değil aslında.

    Bu, küçük yerleşimlerin büyük yanılsaması.

    Çöküş bağırmaz. Sızar.

    Bir gün deniz biraz daha bulanık olur.

    Bir gün gençlerden biri daha gider.

    Bir gün kamu arazisi “zorunlu satış” gündemine girer.

    Ve herkes buna alışır. İşte tehlike burada. Foça yok olmaz. Ama kendi potansiyelini tüketebilir. Bir kıyı kenti, ya rüzgârı doğru kullanır ya da rüzgârın savurduğu kumlara dönüşür. Tarih boyunca küçük liman şehirleri ya sıçrama yapmıştır ya da yavaşça silinmiştir. Arası pek yoktur.

    Sorun şu değil: “Bu zihniyet neden değişmiyor?”

    Asıl soru şu: “Bu kent neden değişim talep etmiyor?”

    Çünkü değişim rahatsız eder.

    Ve rahatsızlık, konfordan daha cesur bir duygudur.

    Foça’nın ihtiyacı olan şey bir parti değişimi değil yalnızca.

    Bir bilinç sıçraması. Kıyıya vuran her dalga şunu fısıldar: “Ya dönüşürsün ya aşınırsın.” Kentler de insanlar gibidir. Uzun süre ihmal edilen beden çöker. Uzun süre ihmal edilen bilinç ise alışır. Ve alışmak, bazen yıkımdan daha tehlikelidir.

    Şimdi sana soruyorum dostum: Foça gerçekten bitiyor mu? Yoksa sadece uykuda mı?

    Uykudaki şehirler, bir gün mutlaka uyanır.

    Ama uyanışı başlatan hep birkaç kişinin cesaretidir.

    SERKAN TİYANŞAN