
FOÇAGÜNDEM - Bugün bu köşeden ne bir suçlama yapıyorum ne de peşin hüküm veriyorum.
Ben, bu kentin bir vatandaşı olarak, kamu adına soru soruyorum.
Çünkü demokrasi; soru sorabilme cesaretidir. Kamu yöneticilerinin görevi ise bu sorulara şeffaflıkla cevap vermektir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, sahipsiz hayvanların yakalanması, nakli ve tedavisi için yaklaşık 52 milyon liralık bir hizmet alımı gerçekleştirdi.
İşte tam da burada duruyorum.
Çünkü benim aklıma şu soru geliyor:
52 milyon lira gerçekten en doğru şekilde mi kullanıldı?
Bugün İzmir'in dört bir yanında barınaklarda yer yok deniliyor.
Hayvanlar beton zeminlerde yaşam mücadelesi veriyor.
Gölgelik yok.
Yeterli padok yok.
Karantina alanları yetersiz.
Rehabilitasyon merkezleri yetersiz.
Sahiplendirme çalışmaları istenen düzeyde değil.
O hâlde soruyorum...
52 milyon lira neyi çözdü?
Çünkü bu parayla yalnızca geçici bir hizmet satın almak yerine, İzmir'e onlarca yıl hizmet edecek örnek bir yaşam merkezi kazandırılamaz mıydı?
Yüzlerce hayvanın özgürce yaşayabileceği doğal yaşam alanları...
Modern tedavi merkezleri...
Ameliyathaneler...
Karantina bölümleri...
Engelli ve yaşlı hayvanlar için özel bakım üniteleri...
Gönüllülerle birlikte çalışacak eğitim ve sahiplendirme merkezleri...
Bugün harcanan para biter.
Ama doğru yapılan yatırım nesiller boyu yaşar.
İşte benim sorguladığım tam da budur.
Bir diğer konu ise ihaleyi alan şirkettir.
Kamuoyuna açık bilgilerden görüldüğü kadarıyla şirketin ticaret unvanı; medikal ürünlerden inşaata, temizlikten mobilyaya kadar birçok farklı faaliyet alanını kapsamaktadır.
O hâlde vatandaş olarak şu soruları sormak en doğal hakkımızdır.
Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı;
Yaklaşık 52 milyon liralık bu bütçeyle neden kalıcı yaşam alanları kurulmadı?
Bu bütçeyle İzmir'e örnek olacak modern bir rehabilitasyon merkezi neden kazandırılmadı?
İhaleyi alan şirket hangi teknik yeterlilikleri ve hangi deneyimi nedeniyle tercih edildi?
Bu şirket daha önce kaç sahipsiz hayvan rehabilitasyon veya yakalama hizmetini başarıyla yürüttü?
İhale değerlendirmesinde hangi objektif kriterler esas alındı?
Bu hizmet tamamlandığında İzmir'in sokak hayvanları sorunu kalıcı olarak nasıl çözülecek?
Sayın İzmir Valisi;
Anayasa'nın temel ilkelerinden biri hukuk devleti, kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri ise şeffaflıktır.
Bu nedenle size de soruyoruz.
Bu büyüklükteki bir kamu harcamasının toplum tarafından sorgulanması sizce doğal değil midir?
Kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi için ilgili kurumların ayrıntılı açıklama yapmasını sağlayacak mısınız?
Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılıp kullanılmadığı konusunda gerekli denetim mekanizmaları işletilecek midir?
İzmir halkı bu 52 milyon liranın hangi somut ve kalıcı yatırımlara dönüştüğünü öğrenebilecek midir?
Bu soruların hiçbiri kişisel değildir.
Bu sorular siyaset de değildir.
Bu sorular vicdanın sorularıdır.
Çünkü harcanan para, herhangi bir yöneticinin şahsi bütçesi değildir.
Bu para; emeklinin, işçinin, memurun, esnafın, çiftçinin, yani bu ülkenin insanlarının vergilerinden oluşan kamu kaynağıdır.
Kamu kaynağının her kuruşu, kamu yararına harcanmalıdır.
Eğer aynı bütçeyle daha fazla hayvan kurtarılabilecek, daha insani yaşam alanları kurulabilecek, daha sürdürülebilir çözümler üretilebilecek idiyse, bunu sorgulamak sadece bir hak değil, aynı zamanda vatandaşlık görevidir.
Bugün sormazsak, yarın çok geç olabilir.
Çünkü kaybedilen yalnızca milyonlarca lira değildir.
Kaybedilen; yaşam hakkıdır, merhamettir ve kamu vicdanıdır.
Bu nedenle buradan bir kez daha soruyoruz:
Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı...
Sayın İzmir Valisi...
52 milyon lira, gerçekten İzmir'deki sahipsiz hayvanlar için yapılabilecek en doğru yatırım mıydı?
İzmir kamuoyu bu sorunun açık, şeffaf ve belgeleriyle desteklenmiş cevabını beklemektedir.
AYÇA ÇOLPAN BOZKURT I 16.07.2026
Hayvan Hakları Platformu Türkiye
İzmir İl Temsilcisi