FOÇA'NIN BARINAKTAN GELEN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Ege’nin o eşsiz rüzgarı Foça’nın dar sokaklarında eserken, bizler sahil boyunda çayımızı yudumlayıp gün batımını izlerken, şehrin hemen kıyısında, beton duvarların ardında başka bir dünya var. Ama bu dünya, Foça’nın o neşeli ruhuna hiç yakışmıyor. Orada, bizden sadece bir kap yemek ve bir baş okşaması bekleyen canların sessiz, derinden ve giderek umudu kesen çığlıkları yükseliyor.
Bugün kalemimi, sesini duyuramayanlar, parmaklıklar ardında bir mucize bekleyen "sadık dostlarımız" için kağıda döküyorum. Çünkü Foça’daki barınaklardan gelen görüntüler, duyulan feryatlar artık görmezden gelinebilecek eşiği çoktan aştı.
Barınak mı, Yoksa Umutların Öldüğü Bir Hapishane mi?
Bir barınak, bir hayvan için "güvenli liman" demektir. Yaralıysa iyileşeceği, açsa doyacağı, soğuktan korunacağı yerdir. Ancak Foça’daki manzaralar bunun tam tersini fısıldıyor: Açlıktan birbirine sokulan bedenler, bakımsızlıktan matlaşmış tüyler ve en acısı; insanın yüzüne bakarken "Bana bunu neden yapıyorsunuz?" der gibi bakan o kırgın gözler.
Kötü muamele sadece fiziksel şiddet değildir. Bir canlıyı pislik içinde, aç ve sevgisiz bırakmak, onun ruhunu her gün biraz daha öldürmektir. Bizim "sokak hayvanı" dediğimiz o canlar, bu kentin birer sakini, bu toprağın birer rengidir. Onları beton hücrelere hapsedip ölüme terk etmek, Foça’nın vicdanında kapanmayacak bir yara açmaktır.
Belediye İçin Bir Tercih Değil, Bir Zorunluluktur
Buradan Foça Belediyesi’ne ve yetkililere seslenmek gerekiyor: Barınakları iyileştirmek, oradaki canlara insani şartlar sunmak bir lütuf değil, yasal ve vicdani bir zorunluluktur. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu açıkça der ki: Yerel yönetimler, sahipsiz hayvanların yaşam haklarını korumakla yükümlüdür. Ancak yasaların ötesinde, bir şehrin medeniyet seviyesi, o şehrin en zayıf halkalarına (hayvanlarına, çocuklarına, yaşlılarına) nasıl davrandığıyla ölçülür.
-
Bütçe yok bahanesi, bir canın acısından daha ağır değildir.
-
Personel yetersiz açıklaması, bir hayvanın açlıktan ölmesini haklı çıkarmaz.
Belediyecilik sadece yol yapmak, taş döşemek değildir. Belediyecilik, o şehirde nefes alan her canlının yaşam hakkına sahip çıkmaktır. Foça halkı, vergilerinin ve oylarının karşılığında "ölüm kampları" değil, sevgi ve şifa dağıtan rehabilitasyon merkezleri görmek istiyor.
Artık Yüzümüzü Dönme Vakti Geldi
Biz Foçalılar, balıkçı teknelerinin sesine olduğu kadar, o barınaktaki bir köpeğin iniltisine de duyarlı olmalıyız. "Biri yapar elbet" diyerek başımızı çevirdiğimiz her an, bir canın daha umudu sönüyor.
Gelin, bu sessiz çığlığa ses olalım. Belediyeyi görevini yapmaya, barınakları şeffaf bir şekilde denetlemeye ve oradaki şartları Foça’nın adına yakışır hale getirmeye davet edelim. Unutmayın; bir can kurtarmak dünyayı değiştirmez belki ama o canın dünyası sonsuza kadar değişir.
Foça’nın sokaklarında kuyruk sallayan, gözümüzün içine bakan o dostlarımıza borcumuz var. Onlar bizi asla terk etmedi, şimdi biz onları bu karanlıkta terk edemeyiz.
HAKAN DOĞANAY I FOÇA GÜNDEM Genel Yayın Yönetmeni I 14.01.2026