
Yetkin olmayan insanların yetkin gibi görünmesi ile ilgili YAPAY ZEKA'ya bir soru sordum dün.
Yapay Zeka bana FOÇA AKADEMİ'yi anlattı sanki.Ben de sizlerle paylaşmak istedim.Eğer sabırla okursanız yazımın sonuna kendi görüşlerimi de ek'leyeceğim tabi ki...
Yapay Zeka diyor ki ;
Bilgi çağının en paradoksal çıktılarından biri, bilginin yayılımıyla birlikte "bilgiçliğin" de aynı hızla sirayet etmesidir. Bireysel düzeyde yetersizlik, genellikle bir gelişim fırsatı veya kişisel bir engel olarak görülürken; yetkin olmayan bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu kolektif "yetkinlik maskesi", toplumsal ve kurumsal yapılar için ciddi bir risk teşkil eder.
Psikolojide Dunning-Kruger Etkisi olarak bilinen kavram, kişinin bir konuda ne kadar az bilgisi varsa, o konudaki becerisini o kadar abartma eğiliminde olduğunu açıklar. Ancak bu durum bireysel bir yanılgıdan çıkıp grup dinamiğine dönüştüğünde, "kolektif körlük" başlar. Grup üyeleri birbirlerinin eksiklerini kapatmak yerine, birbirlerinin yanlış yargılarını onaylayarak bir meşruiyet zemini yaratırlar.
Yetkin olmayan bireyler bir araya geldiğinde, genellikle bir yankı odası (echo chamber) oluştururlar. Bu gruplarda liyakat ve rasyonel eleştirinin yerini, gruba aidiyet ve karşılıklı onay alır.
Aynalama: Grup üyeleri, birbirlerinin sığ görüşlerini "dahice" fikirler gibi yansıtır.
Savunma Mekanizması: Dışarıdan gelen gerçek yetkinlik ve eleştiri, grubu tehdit eden bir "düşmanlık" veya "anlaşılamamak" olarak yaftalanır.
Bu tür yapıların en belirgin özelliği, içerikten yoksunluğu kapatmak için kullanılan aşırı karmaşık jargondur. Yetkin olmayan gruplar, konunun özüne inmek yerine, o alanın terminolojisini (genellikle yanlış veya yerinde olmayarak) kullanarak bir entelektüel derinlik illüzyonu yaratırlar. Bu, bir nevi "kral çıplak" diyebilecekleri uzak tutmak için örülen bir dil duvarıdır.
Yetkin olmayanların "bir şeymiş gibi" görünme başarısı, liyakat sistemlerini aşındırır. Bu gruplar:
Gerçek yeteneklerin sistem dışına itilmesine neden olur.
Hatalı kararların "grup kararı" zırhı altında rasyonalize edilmesini sağlar.
Gelişimi ve inovasyonu, statükoyu koruma pahasına durdurur.
Hakan DOĞANAY diyor ki ;
Foça Akademi geçtiğimiz hafta 2026 yılının ilk toplantısını yaptı haberi vardı önümde.Fotoğrafa şöyle bir baktım.Bizim Yüksek Mimar Ercüment Kuyumcu'yu, Şehir Plancısı Mimar arkadaşım Şebnem Çekici'yi, kendine araştırmacı tarihçi lakabını takmış ancak lise mezunu olan turizmci Sebahattin Karaca'yı, lise mezunu tekniker eski milletvekili Fehmi Işıklar'ı, emekli edebiyat öğretmeni Yılmaz Mızrak hocayı bir miktar da yine emekli hocaları falan gördüm.
Gülümseyerek o toplantıda ne işi var dediklerimi de bolca gördüm tabi, ama sandalye bulmuş kendine , oturmuş deyip geçtim gittim.
Toplantıya başkanlık eden lise mezunu olduğu tartışılan Belediye Başkanı'nı ve yine üniversite mezunu gibiymiş gibi takılan ama lise mezunu olan Foça'ya zembille inen Başkanın akıl hocası Başkan Vekili ve meclis üyesi Ümran Hanım'ı gördüm.
Milli Eğitim'den bir Akademisyenin, Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nden bir Akademisyenin, Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden bir Akademisyenin olmadığını fark ettim. Sosyoloji, Psikoloji, Tarih, Turizm, Sanat, İletişim konularında halen aktif olarak (!) görev yapan öğretim üyesi falan değil de en azından Doçent veya Profesör poziyonunda akademisyen aradı gözlerim keza Foça'da yaşayan bir sürüsünü tanıyorum ama olmadıklarını fark ettim.
Süleyman Menek'in Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü zamanında (Yıl 2021) akademisyen öğretmenler ile kurulan FOÇAKADEMİ'den kimler var diye baktım ama kimseyi göremedim, belki vardır, gözümden kaçmış da olabilir.
Tabi ki bu oluşumda yer alan ve çok saygı duyduğum birbirinden kıymetli insanlar, mesleğinde uzmanlar, hocalarımız var, var da AKADEMİ çok iddialı bir titr ya da çok iddialı bir ünvan değil mi yahu?
Akademisyenlerin çoğunluğa oranla parmakla sayıldığı FOÇA AKADEMİ (!)
Akademi nedir? Akademisyen kimdir? konularına girmeyeceğim, Google'a yazar bir ara bakarsınız.
Sözün özü, yetkinliğin yerini "yetkin görünmenin" aldığı yapılar, geçici bir özgüven ve prestij sağlasa da, gerçekliğin sert duvarına çarpmaya mahkumdur.
Bir topluluğun niteliği, birbirini onaylayanların sayısıyla değil, birbirini dürüstçe eleştirebilenlerin derinliğiyle ölçülür.
Bilmediğini bilmeyenlerin bir araya gelmesi, gerçeği değiştirmez ; sadece yalanın ömrünü uzatır.
HAKAN DOĞANAY I FOÇA GÜNDEM Genel Yayın Yönetmeni I 27.01.2026