4 Nisan 2026 Cumartesi
DOLAR 44.63 ₺
EURO 51.60 ₺
STERLIN 59.16 ₺
G.ALTIN 6,704.43 ₺
BİLEZİK 6,223.07 ₺
BTC 66,254.32 $
ETH 2,042.30 $
BİST 0.00

    HAKAN DOĞANAY

    HAKAN DOĞANAY

    YÜZ YILLIK IŞIK "HAKİMİYET MİLLETİNDİR"

    Yayınlama: 29 Kasım 2025 Cumartesi 21:24 Güncelleme: 29 Kasım 2025 Cumartesi 21:25

    Haber Resmi

    FOÇAGÜNDEM - 30 Kasım 1925... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) duvarına, hattat Mehmed Hulusi Yazgan tarafından siyah zemin üzerine Osmanlıca harflerle işlenmiş bir levha asıldı: "Hâkimiyet Milletindir". Bu iki kelime, sıradan bir dekoratif unsur değil; Birinci Dünya Savaşı'ndan yeni çıkmış, Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandırmış genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu felsefesini, ruhunu ve geleceğe dair sarsılmaz inancını simgeleyen bir mühürdü. Aradan geçen yüz yılda (1925-2025), bu ilke, milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin destanını yazdı.

    "Hâkimiyet Milletindir" (Günümüz Türkçesiyle: Egemenlik Ulusundur) ilkesi, mutlakiyetçi yönetimin sonunu ve demokratik devlet anlayışının başlangıcını ifade eder.

    Hâkimiyet, en yüksek emretme gücü, devleti idare etme yetkisi demektir. Bu cümlenin anlamı şudur: Devlet kudretinin kaynağı ve sahibi, belirli bir zümre, sınıf, hanedan ya da kişi değil, doğrudan doğruya millettir. Millet, kendi kaderini belirleme, kanunlarını koyma ve yöneticilerini seçme hakkına sahiptir. Bu, siyasi gücün ilahi ya da kalıtsal bir kaynaktan değil, halkın ortak iradesinden doğduğunu ilan eder.

    Hâkimiyet Milletindir" ilkesi, Millî Mücadele'nin başlangıcından itibaren, özellikle Amasya Tamimi ve Erzurum/Sivas Kongrelerinde atılan adımların zirvesidir. Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele'nin tek hedefinin millî iradeyi hâkim kılmak olduğunu en başından beri vurgulamıştır.

    • TBMM'nin Açılışı (23 Nisan 1920): Meclis'in açılmasıyla "egemenlik" fiilen milletin eline geçmiştir.

    • 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu: Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu anayasal güvence altına alınmıştır.

    • Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923): Yönetim şeklinin cumhuriyet olarak belirlenmesi, millî egemenliğin doğal ve nihai sonucudur.

    1925 yılına gelindiğinde, Cumhuriyet henüz iki yaşındaydı. Devletin yönetim felsefesinin görsel bir sembolle tüm dünyaya ve gelecek nesillere ilan edilmesi gerekiyordu. Bu levhanın Meclis kürsüsünün arkasına asılması, milletin temsilcilerinin ve tüm halkın, en yüksek karar alma makamının bizzat milletin kendisi olduğunu daima hatırlaması için atılmış sembolik ve kalıcı bir adımdı. Aynı gün, Şapka ve Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması gibi devrim yasalarının kabul edilmesi de, bu ilkenin gerektirdiği laik ve çağdaş bir ulus devleti inşa etme kararlılığının altını çiziyordu

    Bu tarihî levha, bizzat dönemin ünlü hattatlarından Mehmed Hulusi Yazgan tarafından Osmanlıca harflerle kaleme alınmıştır. Levha, TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis Başkanı'nın konuşma yaptığı kürsünün hemen arkasındaki duvara yerleştirilmiştir. Meclis'in her toplantısında, vekillerin ve kamuoyunun gözünün önünde, cumhuriyetin temel felsefesini sürekli canlı tutacak şekilde konumlandırılmıştır. Harf Devrimi'nden (1928) sonra bu levha, yerini günümüz Türk harfleriyle yazılan "Egemenlik Ulusundur" levhasına bırakmıştır.

    İlk Yıllar ve Kökleşme (1925-1950):

    Bu dönem, tek parti yönetiminde, millî egemenlik ilkesinin anayasal ve kurumsal temellerinin atıldığı, devrimlerle pekiştirildiği yıllardır. Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü, devletin her kademesine rehberlik etmiştir. Ancak fiili çok partili hayata geçiş, bu ilkenin pratik anlamda tam olarak hayata geçmesi için bir sonraki dönemi beklemiştir.

    Demokratikleşme ve Darbeler (1950-2000):

    1950'de yapılan ilk serbest seçimlerle millî egemenlik, sandıkta vücut bulmuş ve demokrasiye geçiş sağlanmıştır. Ancak bu süreç, millî iradeye yapılan müdahalelerle de gölgelenmiştir. Askerî darbeler, her ne kadar anayasayı askıya alsa da, her seferinde tekrar millî egemenliğin gücüyle yeni bir anayasa ve yeni bir meclis kurularak bu ilkenin vazgeçilmezliği teyit edilmiştir. Her darbe, millî egemenliğin ne kadar hassas ve korunmaya muhtaç olduğunu acı bir şekilde göstermiştir.

    Küreselleşen Dünyada Egemenlik (2000-2025):

    Son çeyrek yüzyıl, Türkiye'de millî egemenliğin küresel zorluklar, teknolojik gelişmeler ve sivil toplumun yükselişi karşısında güçlendiği bir dönem olmuştur. Dış müdahaleler ve terör tehditleri karşısında, milletin birliği ve iradesi, en büyük direnç kaynağı olmuştur. 15 Temmuz 2016'da yaşanan hain darbe girişimi, Türk milletinin, Meclis'in duvarında yazılı olan o ilkeye ne kadar bağlı olduğunu, tankların önüne atılarak tüm dünyaya göstermiştir. Millî iradenin üstünlüğü, en zorlu sınavdan geçerek perçinlenmiştir.

    Bugün, 30 Kasım 2025 itibarıyla, TBMM'deki o levhanın asılmasının üzerinden tam yüz yıl geçti. Bu yüz yıl, millî egemenliğin sadece bir hukuk kuralı değil, aynı zamanda Türk Milleti'nin yaşam felsefesi olduğunu kanıtlamıştır.

    "Hâkimiyet Milletindir" cümlesi; özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın ve demokratik yaşamımızın güvencesidir. Bu miras, genç kuşaklar için, Atatürk'ün başlattığı ve milyonların sahip çıktığı bu kutsal hakkı koruma, geliştirme ve gelecek yüzyıllara taşıma sorumluluğunu ifade etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, var olduğu sürece, egemenliğin tek ve mutlak sahibinin kayıtsız şartsız millet olacağı ilkesiyle aydınlanmaya devam edecektir.

    HAKAN DOĞANAY  I  FOÇA GÜNDEM Genel Yayın Yönetmeni  I 30.11. 2025

    www.instagram.com/hakandoganayofficial

    www.instagram.com/gundemfoca