
Bazen küçük bir hata, içinde barındırdığı ihmal nedeniyle devasa bir saygısızlığın kapısını aralar. Hele ki bu hata; adını yaşatmak, fikirlerini yaymak ve mirasına sahip çıkmak için yola çıktığınız kişiye dairse, durum "hata" olmaktan çıkar, bir liyakat ve ciddiyet sorgulamasına dönüşür.
Geçtiğimiz günlerde Foça’da, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) yöneticilerinin imzasıyla yayımlanan bir kağıt parçasındaki Genel Kurul duyurusu tam da böyle bir durum.
Duyuruda, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isminin yanlış veya eksik yazılması, "canım bir harf hatası işte" denilerek geçiştirilebilecek bir mevzu değildir. ADD tabelası altında görev yapıyorsanız; o isim sizin pusulanızdır, o isim sizin varlık sebebinizdir. Kendi tüzüğünüzün en başında yazan ismi kağıda dökerken eliniz titriyorsa, zihniniz başka yerdeyse orada bir "aidiyet" sorunu var demektir.
Metni kimin kaleme aldığı bir yere kadar önemlidir; ancak o metnin altına imza atan yöneticiler, o imza ile sadece metni değil, o metindeki her bir yanlışı da sahiplenmiş olurlar.
Skandalın boyutu sadece imla hatasıyla da sınırlı kalmamış. Genel Kurul duyurusunun tüzük kurallarına uygun yapılmadığına dair ciddi eleştiriler var. Hukukun üstünlüğünü ve nizamı savunan bir dünya görüşünün temsilcileri, önce kendi "Anayasa’sı" sayılan tüzüğüne uymak zorundadır. Usulüne uygun yapılmayan bir çağrı, sadece kağıt üzerinde bir hata değil, üyelerin iradesine ve derneğin kurumsal kimliğine yapılmış bir haksızlıktır.
Foça halkı hassastır. Atatürk sevgisini bir rozetten ibaret görmeyen, bu mirası karakterine işlemiş insanların yaşadığı bu kasaba, şimdi haklı bir tepki veriyor. Sokaktaki vatandaş, esnaf, emekli öğretmen soruyor:
"Kendi kurucusunun ismini doğru yazamayan, kendi tüzüğünü uygulayamayan bir yönetim, Atatürk’ün fikirlerini nasıl savunacak?"
Şimdi yapılması gereken tek bir onurlu hareket kalmıştır: Samimi ve amasız bir özür.
Yöneticilik, sadece koltuk işgal etmek değil, temsil edilen değerlerin ağırlığını omuzlarında taşıyabilme sanatıdır. Bu hatayı yapanlar, "sehven oldu" bahanelerinin arkasına sığınmak yerine, Foça halkından ve temsil ettikleri o büyük isimden özür dilemelidir. Aksi takdirde, o tabela üzerindeki isimler sadece birer harf yığını olarak kalacak, ruhunu kaybedecektir.
Unutulmamalıdır ki; Atatürkçülük bir unvan değil, bir sorumluluktur. Ve bu sorumluluk, önce ismine sahip çıkmakla başlar.
HAKAN DOĞANAY I FOÇA GÜNDEM & FOG TV Genel Yayın Yönetmeni I 16.03.2026