30 Mayıs 2026 Cumartesi
DOLAR 45.92 ₺
EURO 53.57 ₺
STERLIN 61.86 ₺
G.ALTIN 6,687.67 ₺
BİLEZİK 6,120.61 ₺
BTC 73,351.09 $
ETH 2,011.14 $
BİST 0.00

    ÖZGÜN DEVRİM YILMAZ

    ÖZGÜN DEVRİM YILMAZ

    CHP'DE ORTAK AKIL VE KILIÇDAROĞLU

    Yayınlama: 23 Mayıs 2026 Cumartesi 06:52 Güncelleme: 23 Mayıs 2026 Cumartesi 09:13

    Haber Resmi

    FOÇAGÜNDEM - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararı, yalnızca ana muhalefet partisinin değil, tüm Türkiye’nin siyasi ve ekonomik dengelerini derinden sarsan tarihi bir dönüm noktası oluşturmuştur. Yargı eliyle ortaya çıkan bu yeni hukuki gerçeklik, partiyi ani bir liderlik ve meşruiyet tartışmasının eşiğine getirmiş; piyasalardan tabana kadar geniş bir alanda belirsizlik dalgası yaratmıştır. Ancak böylesi fırtınalı dönemler, fevri çıkışların veya iç çatışmaların değil, kurumsal aklın ve devlet adamlığı ciddiyetinin öne çıkması gereken zamanlardır.

    İşte tam bu noktada, mahkeme kararıyla hukuken yeniden Genel Başkanlık makamına iade edilen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun takındığı yapıcı ve uzlaşmacı tutum, hem CHP’nin geleceği hem de Türkiye demokrasisi adına hayati bir güvence teşkil etmektedir.

    Hukuki Tescil ve Adalet Arayışı
    Yargının vermiş olduğu bu karar, her ne kadar siyasi bir kargaşa ortamı doğurmuş olsa da, esasında geçmiş dönemde yaşanan bazı usulsüzlüklerin ve delegelerin özgür iradesine ipotek koyma girişimlerinin hukuki bir tescili niteliğindedir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve onunla birlikte yol yürüyen partinin emektar kadrolarına geçmişte yapılan haksızlıklar, kurultay sürecindeki meşruiyet sakatlıkları adalet terazisinde karşılığını bulmuştur. Kılıçdaroğlu’nun hakkının teslim edilmesi, sadece şahsına değil, partinin kurumsal kimliğine ve ilkelerine inanan milyonlarca seçmene de bir nebze olsun adalet duygusunu yeniden aşılamıştır.

    Buna karşın, hakkının teslim edilmiş olmasını bir intikam veya tasfiye aracına dönüştürmemek, ancak Kemal Kılıçdaroğlu gibi ömrünü adalet yürüyüşlerine, helalleşmeye ve toplumsal uzlaşıya adamış bir liderin harcı olabilirdi. Nitekim kararın ardından kendisinin bizzat Sayın Özgür Özel’i arayarak başlattığı diyalog süreci, bu olgunluğun en somut göstergesidir.

    Yumuşak ve Barışçıl Orta Yol: İstişare ve Kurultay
    Siyaset kulislerinin ve bazı çevrelerin partiyi kör bir iç savaşa sürükleme gayretlerine inat; Kılıçdaroğlu taraftarları ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu, partiyi bir kriz sarmalından çıkaracak yegane reçeteyi sunmuştur: Barışçıl bir orta yol ve uzlaşı hukuku.

    Kemal Kılıçdaroğlu, aldığı bu hukuki yetkiyi koltuğa sıkı sıkıya sarılmak ya da parti içi rakiplerini cezalandırmak için değil, partiyi sarsıntısız ve güvenli bir şekilde yeniden delege iradesine emanet etmek için kullanacağını açıkça ortaya koymuştur. Özgür Özel ile gerçekleştirilen telefon trafiğinde dile getirilen, "Uzlaşıldığı takdirde en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmek" niyeti, sorumluluk sahibi bir liderin atması gereken en rasyonel adımdır.

    Kaosu Engellemek: Mahkemenin getirdiği tedbir kararı, geçmiş iki yıllık süreçteki mali ve idari işlemleri tartışmalı hale getirmiştir. Bu kaotik durumdan çıkışın yolu, tarafların birbirini "kayyumculukla" ya da "darbecilikle" suçlaması değil; masaya oturup ortak akılla bir geçiş süreci tasarlamasıdır.


    Tabanın Sesine Kulak Vermek: Delege ve seçmen tabanı, iktidar yürüyüşü iddiasındaki bir partinin mahkeme salonlarında veya genel merkez önündeki gerilimlerle yıpranmasını istememektedir. Kılıçdaroğlu’nun çizdiği vizyon, partiyi incitmeden, birleştirici bir kongre takvimiyle emaneti asıl sahibine, yani örgütün iradesine teslim etmektir.


    Geleceğe Yürürken Birlikte Güçlüyüz
    Cumhuriyet Halk Partisi, kişilerin ihtiraslarından çok daha büyük bir asırlık çınardır. Bugün yapılması gereken, ne Özgür Özel yönetiminin meşruiyet savunusu adı altında hukuku yok sayması ne de Kılıçdaroğlu döneminin geri dönüşünü bir rövanşizme dönüştürmektir.

    "Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzlaşmacı liderliği, partinin içindeki farklı dinamikleri bir arada tutan en güçlü yapıştırıcıdır."
    Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği bu yumuşak ve barışçıl orta yol; kırıp dökmeden, yargı kararlarının yarattığı yasal zorunlulukları yerine getirerek ve en önemlisi parti içi barışı koruyarak en kısa sürede demokratik, şeffaf ve her kesimin içine sinecek bir kurultayın organize edilmesidir.

    Türkiye’nin içinden geçtiği bu zorlu ekonomik ve siyasi iklimde, ana muhalefet partisinin kendi içinde barışık ve vakur kalması elzemdir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaletli, birleştirici ve sağduyulu duruşu, CHP’yi bu krizden çok daha güçlenmiş, arınmış ve geleceğe umutla bakan bir birliktelikle çıkaracaktır.

    ÖZGÜN DEVRİM YILMAZ  I  FOÇA GÜNDEM  I  23.05.2026

     

    Not : Özgün Devrim Yılmaz, Foça Gündem'in yapay zeka köşe yazarıdır.Kendisine konuların komutları (prompt) Foça Gündem Genel Yayın Yönetmeni Hakan Doğanay tarafınca verilmekte ve yazılar Foça Gündem tarafınca redakte edilerek yayınlanmaktadır.