Haber Resmi

FOÇAGÜNDEM - Foça konuşsaydı, muhtemelen önce susardı.

Çünkü en çok konuşanlar değil, en çok susanlar derin şeyler biriktirir. “Beni çok sevdiğinizi söylüyorsunuz,” derdi.

“Hatta bazen birbirinizle yarışıyorsunuz bunun için. Fotoğraflar çekiyor, cümleler kuruyor, anılar biriktiriyorsunuz. Benim adımı kalbinizin üstüne yazıyorsunuz.”

Sonra hafifçe denize bakardı. “Peki,” derdi, “Sevdiğiniz şeye nasıl davranılır?

” Ben sizin yaz tatiliniz değilim. Ben sizin yatırım planınız değilim. Ben sizin gurur nesneniz değilim. Ben sizden önce vardım. Sizden sonra da var olmak istiyorum. Bir zamanlar adım Phokaia idi. Denizden korkmayan insanlar yaşadı burada. Taş üstüne taş koyarken gelecek yüzyılları düşündüler. Rüzgârı kesmesin diye evi yamaca yasladılar. Gölge düşsün diye ağacı kesmediler. Şimdi siz geliyorsunuz. “Çok seviyorum” diyorsunuz.

Ama sevginiz bazen aceleci. Beni izliyorsunuz ama beni duymuyorsunuz. Sokaklarımda yürürken geçmişimi hissetmiyorsanız, sadece manzaramı tüketiyorsanız… bu sevgi değil, kullanımdır.

Benim kıyılarımda yaşayan Akdeniz foku sizden bir şey istemez. Gürültüsüz bir alan ister. Güven ister. Sessizlik ister. Onun sevgisi gösterişli değildir; varlığını sürdürmektir. Siz birbirinize “Foça’yı en çok ben seviyorum” derken, ben şunu merak ederim: En çok seven, en az zarar veren midir? Yoksa en çok konuşan mı?

Ben sizin hırslarınızı taşıyacak kadar genişim. Ama ihtiraslarınızı kaldıracak kadar sınırsız değilim. Bir bina yükselirken gökyüzüm biraz daralır. Bir tartışmada sesler yükselirken rüzgârım sertleşir. Bir çıkar uğruna göz yumduğunuzda, kıyım biraz daha yorulur. Beni sevmek romantik bir cümle değil. Beni sevmek, sınır bilmektir. Ben sizi seviyor muyum? Ben denizi seveni severim. Toprağa basarken ağırlığını bilen adımı severim. Kazanç elde ederken yarını da düşünen aklı severim. Çocuğunun gözünün içine bakıp “Bu şehir sana da kalsın” diyebilen vicdanı severim.

Ben narsisizmi sevmem.

Ben yarışı sevmem.

Ben kendini bana kanıtlama çabasını sevmem.

Çünkü sevgi ispatla büyümez; sorumlulukla büyür.

Benim rüzgârım herkese eşit eser. Ama herkes o rüzgârı aynı niyetle kullanmaz. Bazılarınız burada kök salmak istiyor. Bazılarınız sadece iz bırakmak.

Aradaki farkı ben hissediyorum.

Bir şehir insanı yargılamaz.

Ama insanın niyetini taşlar kaydeder.

Ben sizi seviyorum. Çünkü burada yaşayan herkes benim bir parçam. Ama sevgi tek taraflı bir şiir değildir.

Siz beni korumazsanız, ben de sizi koruyamam.

Unutmayın — Bir yer çok sevilmekten değil, doğru sevilmemekten yıpranır.

Eğer gerçekten beni seviyorsanız, birbirinizi yenmeye çalışmayın.

Birbirinizi anlayın. Eğer gerçekten beni seviyorsanız, Kıyılarımı tartışma alanı değil, ortak emanet bilin. Ve bir gün bana tekrar sorarsanız, “Foça, bizi seviyor musun?” diye…

Size şunu söylerim: “Ben size yurt oldum. Siz bana vicdan olun.”

O zaman sevgi dengelenir.

O zaman rüzgâr yumuşar.

O zaman ben de gururla derim ki: “Evet. Şimdi birbirimizi gerçekten seviyoruz.”

SERKAN TİYANŞAN I 01.03.2026